MEVZUU:
Bu taifeye karşı sevgi, dünya ve âhiret sevgisinin başıdır.
Bu
münasebetle bazı hususların beyanı.
NOT:
İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu. Molla Abdülgafur Semerkandî, Hacı Beğ Ferketî ve Hâce Eşref Kâbilî'ye yazmıştır.
***
Allah'a hamd olsun. Allah'ın Resûlüne salât ve selâm...
Duaları da ilettikten sonra, hakikî ahbaba, gerçek müştaklara malum olsun ki..
Son derecedeki muhabbet ve iştiyaktan haber veren mübarek mektupların gelişi, sürûr duyup sevinmeye sebeb oldu. Allah-ü Teâlâ sizi bu muhabbet üzerine sabit kılsın. Size gereken odur ki: Bu muhabbet üzerinde istikamet ve sebat sahibi olmayı Allah-ü Teâlâ'dan dileyesiniz. Amma onu: Dünya ve âhiretin sermayesi bilerek.. Şer'i hükümlerin yerine getirilmesindeki başarı dahi bu muhabbetin bir neticesidir. Gönül birliğini bulmak dahi bu muhabbetin bir neticesidir. Bu muhabbet kâim durduktan sonra; içe bütün âlemin zulümatı ve kederleri çökse hiç gam çekmemelidir. Hatta ümitvar olmalıdır. Amma, bu muhabbet kalbden kıl kadar ayrılmış olsa; bu durumda dahi, dağlar misali nurlar ve haller içe gelse; bunu hizlandan (mahrumiyetten, zilletten, rezâletten) başka bir şey bilmemelidir. Hatta onu istidraç (kâfirlerde veya günâhkârlarda görülen olağanüstü haller) kabul etmelidir.
Bu muhabbet bağına tutunmak sureti ile, meşguliyetinize devam etmelisiniz. Hem de sımsıkı.. Bu değerli ömrü, boş şeylerle zayi etmeyesiniz.
Bir şiir:
Sakının, süslü şeylere aldanmayasınız;
Çabuk değişir, faydasını bulamazsınız.
***
Selâm hidayete tâbi olanlara..
Mutabaât-ı Mustafa'yı bırakmayanlara..
Ona ve âline salâtların en faziletlisi, selâmların ekmeli.