Mektuplar

MEVZUU:

Bazı soruların cevabî mahiyetindedir.

NOT:

İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu, Molla Ahmed Berkî'ye yazmıştır.

***

Allah'a hamd olsun. Selâm, onun seçmiş olduğu kullarına..

***

Bazı büyük zatların şöyle dediğini yazmışsın:

— İnsana gerekir ki, amel edeceği işi sahib-i zamanın emri ile yapa. Ta ki: Onun yaptığı işe bir netice terettüb ede.. İsterse, meşru bir iş olsun..

Eğer bu emir doğru ise; bütün meşru işlerde izin ve emir rica ediyoruz..

Ey Mahdum.

Büyük zatların kelâmı doğrudur. Senin için izin hâsıl olmuştur. Ve sen mezunsun. Lâkin bilinmesi gerekir ki:

— Netice...

Demekten murad, bu tarikatta muteber ve mutemed sayılan (itibar ve itimad edilen) neticedir. Mutlak her netice değildir.

***

Bir risalede Hâce Ahrar'ın şöyle dediğinin geçtiğini yazıyorsun:

— Hakikatta Kur'an ayn-ı cem mertebesindendir. Yani: Yüce Mukaddes Zat ehâdiyetinden..

Durum böyle olunca, Mebde' ve Maad risalesinde yazılan şu cümlenin mânâsı nedir?.

— Kâbe-i Rabbaniye'nin hakikati, Hakikat-ı Kur'aniye'nin üstündedir.

Ey Mahdum,

Burada geçen:

— Zat ehâdiyeti..

Tabirinden murad, kendisinde sıfattan ve şandan yana bir şeyin düşünülmediği mücerred zat ehâdiyeti değildir. Kur'an'a gelince, sekiz sıfattan biri olan kelâm sıfatından neş'et etmiştir. Kabe'nin hakikati ise; sıfat ve şüunat telvinatından münezzeh olan mertebeden neş'et etmiştir. Dolayısı ile üstünlük bunadır.

***

Bazı tefsirlerde söyle geçtiğini yazıyorsun:

— Bir kimse dese ki:

— Ben Kâbe'ye secde ettim:

O kimse kâfir olur. Zira, secde Kabe'nin kendisine değil; Kâbe yönüne olacaktır.

Bir başka yerde ise; şöyle geçer:

— İslâm'ın ilk zuhuru zamanında secde ederken, şöyle derlerdi:

— Sana secde ettim.

Buradaki hitab zamiri, Yüce ve Mukaddes Zat’ın kendisinedir. Durum bu olunca, Mebde' ve Maad risalesinde geçen:

— Kâbe'nin sureti, eşyanın secde ettiği bir şey olduğu gibi; Kâbe'nin hakikati dahi, eşyanın hakikatlerinin secde ettiğidir.

Cümlenin mânâsı ne olur?.

Ey Mahdum,

Bu mânâ, ibarelerin müsamahasındandır. Nasıl ki:

— Âdem, meleklerin secde ettiğidir.

Denir. Halbuki yapılan secde Yüce Sultan Halik'adır; onun yarattığına ve yaptığına değil..

Selâm size ve arkadaşlarınıza, ahbabınıza..

Bilhassa Molla Babend'e ve Molla Hasan'a.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi