(Latin)

Tâ şol mertebeye varır ki ekseriyâ gördüğü insan-ı kâmiller olur, enbiyâ ve evliyâ gibi... Ekseriyâ vâkı'ada sîreti insan sîretini bulduğuna işaretdir. Bunun gibi kimse tarîk-i tekmîlden sonra dese olur ki: "Ben gâh bulut olurum ve gâh hayvân ve gâh insan ve bunun emsâli âlemde her ne var ise ben olurum" dese olur. Zîrâ âhir-i mevcûdât insan mertebesine kim yetişdi, cümleyi câmi' oldu. Hâsıl-ı kelâm, "Ben cümleyi câmi' oldum" demektir.

(Suâl)
Bu tenâsühî mezheblerin ve sizin mezheblerinizi bir hoşça beyân eyle.

(Cevap)
Biz deriz ki bu hâl berzahda ve âhiretde olur. Anlar dirler ki "Dünyâda olur." Meselâ anlar dirler ki bu hayvânlardan birinin sıfatiyle sıfatlansa, öldüğü gibi rûhu ol sıfatlı bir hayvâna, anasının karnında et ve kan iken girü dünyâya zuhûr ider. Hep bu gezen hayvânların ekserî, bunlar sıfatiyle olan insanlardır ki bu sûretle zuhûr itmişlerdir. İşte tenâsühî bunlardır. Bunların îmândan aslâ nasibleri yokdur. Bunlar hakkında es-Seyyid Ömer el-Fârûk kuddise sirruhû hazretleri buyurmuşlardır:
(Fe men kâle bi'n-neshi fe'l-meshu lâyıkun bihî, ebrâr ve kün 'ammâ yerâhu bi-'azlihî)
Ya'nî, kim ki tenâsüh mezhebindedir, anın lâyıkı mesh olmakdır. Ya'nî, anın gibi kimsenin lâyıkı oldur ki sûreti mesh ola. Ey karındaş, sen andan ırak ol ve andan uzlet eyle. Ol yetmiş iki mezheb-i bâtılanın içinde bunlardan azgını yokdur. El-iyâzü billâhi te'âlâ. (Ve iyyâküm 'an meshi's-sûreti fi'd-dünyâ ve'l-âhira).

(Suâl)
Bunlar şer'de harâm olan eşyânın bazısının halline (helal olduğuna) zâhib olmuşlar gibi gelür, zîrâ medh iderler. Meselâ şarâb ve meyhâneyi ve kadeh ve kadeh viren mahbûbu ve ol mahbûbun zülfünü ve hâlini ve yanağını medh iderler.


Sayfa 07

 
  Önceki sayfa Sonraki sayfa