(Destekleyen tarayıcılarda seçilen bölümden itibaren sırayla oynatılacaktır.)

Gene gel gene
Bugün Ahmed benim
Dünle beraber gitti
Bu ne güzel koku
Gene ne oldu sana
Ay'a öfkelenmişim
O kapıyı kapat
Beri gel daha beri
Kim görebilir Ben'i
Gel muştusu erişti câna

Düzenleyen: Dr. Necati Aksu  

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

* * *
Bir tatlı ömür gibi gitmeye niyetlendim,
Ayrılık atına eğer vurdum inadına.
Ama bizi unutma, hatırla ama.
Sana temiz dostlar, iyi dostlar, vefakâr dostlar;
Yeryüzünde de var, gökyüzünde de var.
Eski dostunla ettiğin yemini hatırla ama.
Sen her gece ay değirmisini başına yastık edince yollarda,
Dizime yattığın geceleri hatırla ama.
Sen ey Hüsrev'i kendine kul, Şirin gibi bir nice güzeli esir eden,
Âşkının ateşi ile tıpkı Ferhat gibi ayrılık dağını delmede olduğumu hatırla ama.
Bir deniz kesilen gözlerimin kıyısında, bir âşk ovasını görmüştün hani,
Safran dallarıyla,ağustos gülleriyle sarmaş dolaş,
Bunu unutma, hatırla ama.
Ey Tebrizli Şems! dinim âşktır benim senin yüzünü gördüm göreli.
Benim dinim senin yüzünle övünür ey sevgili, bunu unutma, hatırla ama.

* * *
Müslümanlığın kâfirliğin dışında bir ova,
Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider.
Ârif olan geldi mi usulca başını kor.
Ne Müslümanlığa yer var orada, ne kâfirliğe yer.
Ne aklım kaldı benim, ne dinim,
Ne kararım kaldı benim ne sabrım.
Gel, ne olur, gel artık,
Ne gönlümün derdini sor bana,
Ne sararan yüzümü sor bana,
Ne içimin ateşini sor bana.
Gel gözünle gör, gel artık.
Sıcağınla pişmiş bir somun gibi, o kıpkızıl, al al yüzümü sorma.
Gene ekmek gibi bayatlayıp bayatlayıp, gene ekmek gibi ufalana ufalana,
Çaresiz dökülmüşüm yollara.
Gel topla beni, gel artık...
Bir vakitler bir aynaydım, yüzünden izler toplamadaydım.
Şimdi buruştum, şimdi sarardım,
Gel gör beni, gel artık.
Dere gibi akıyorum sağa sola, ayrılık her yanımda pusuda.
Sabahları yalvarırım yakarırım rüzgârların karşısında.
Gel ne olur, gel artık.
Başın kille ıslaksa da, ayağına diken batmışsa da;
Durma gel, Allah aşkına.
Gel demeden kurtar beni.
Ey aşıklar Peygamberi!
Gönül ateşinde yanmışım ben, boğulmuşum gözyaşına,
Git sor Allah'ın seversen,
Ne yol gösterir sevgili?
Ne çare yazar bana?

* * *