(Destekleyen tarayıcılarda seçilen bölümden itibaren sırayla oynatılacaktır.)

Gene gel gene
Bugün Ahmed benim
Dünle beraber gitti
Bu ne güzel koku
Gene ne oldu sana
Ay'a öfkelenmişim
O kapıyı kapat
Beri gel daha beri
Kim görebilir Ben'i
Gel muştusu erişti câna

Düzenleyen: Dr. Necati Aksu  

 

Gel muştusu erişti câna,
Gel diyor yüceler yücesi,
De sen, can ol da kanatlanıp uçma.
Kurak yerde dalgaların sesi duyuldu birden,
De sen balık ol da sıçrayıp denize dalma.
Davullar dövdürüp, geri dön diyor Sultan.
De sen, doğan ol da avdan eteğini çekip, Sultana doğru kanat açma.
Sonsuzluk güneşi, âşk yurdunu ışığa boğdu,
De sen, âşık ol da semağa başlama.

* * *
Can bağışlıyor o güzeller Sultanı, güzellik bağışlıyor.
A güzellik vurgunu! yol nereye?
Açıldı işte beden kafesinin kapısı,
Uç ey kuş, öz cevherine doğru uç.
İşte acı su, işte bataklık,
İşte ölmezlik, işte özgürlük.
Cânın yüce doruğuna uç.
Çık git aradan ey can!
Çekil de, ayrılıktan kavuşmaya göçelim.
Ne vakte dek taşla-toprakla, çanak-çömlekle dolduracağız eteğimizi,
Koynumuzu, koltuğumuzu; ne vakte dek?
Çekelim elimizi topraktan,
Çanak-çömlekten, çekelim de göğe ağalım.
Bu toprak kalıp nasıl kafese koydu seni,
Nasıl çuvala soktu.
Yırt çuvalı da çevrene bak.
Yüceler yücesi Rabbim! Sen sor, gene sen cevap ver,
Çünkü; sorular bilgini de sensin, cevaplar bilgini de.