ŞERH-İ EBYAT-I YUNUS EMRE
İsmail Hakkı Bursevî
Hazırlayan
Suat Ak
Web için düzenleyen
Dr. Necati Aksu
( )
Gazel
Çıkdum erik dalına anda yidüm üzümi
Uğurlayın yapdum ana bühtân eyledi bana
Andan kurtulamadum n'olduğumı bilmedim
Kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynatdum
İplik verdim çulhaya sardı yumak eyledi
Bir serçenün kanadın kırk kanluya yükletdüm
Bir küt ile güleşdüm elsüz ayağum aldı
Bir bağaya sataşdum gözsüz köpek yoldaşı
Gözsüze fısıldadım sağır anı işitmiş
Bir sinek bir kartalı salladı yire urdı
Kaf dağından bir taşı şöyle atdılar bana
Balık kavağa çıkmış zift turşusun yimeğe
Yunus Emre'nün sözi hiç sözlere benzemez
Lisan ehlinin sonuncusu ve ihsan sahiplerinin özü
ve şüphesiz gaybî sırların tercümanı olan Hazret-i Şeyh Yunus Emre (k.s),
âriflerden başkasının anlayamayacağı bazı irfânî bilgileri remz yoluyla
söyledi... Ve dedi ki:
Bostan ıssı geldi eydür uğurladun kozumı
Bostan ıssı geldi eydür uğurladun kozumı
Bir serçe geldi eydür kanı aldun kızımı
Öküz ıssı geldi eydür boğazladun kazımı
Ne bu diyüp sorana bandum virdüm özini
Becid haber gönderdi gelsin alsın bezini
Çift dahı çekemedi şöyle kaldı kazını
Şunu da basamadum göyündürdi özümü
Sordum haber virmedi Kaysarıya'dur azmi
Dilsiz çağırur eydür anlamadun sözümi
Yalan değil gerçekdür ben de gördüm tozuni
Öylelik yola düşdi bozayazdı yüzümi
Leylek koduk doğurmış baka a şunun sözüni
Cahillerün ucından örtdü ma'na yüzüni
Çıkdum erik dalına anda yidüm üzümi