|
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
MEKTÛBÂT-I RABBÂNÎ İmâm-ı Rabbânî (k.s) (Kimdir?) Düzenleyen: Dr. Necati Aksu |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Mektuplar
Tercüme: H. Hilmi Işık
Bu mektup; kendi mürşidi, evliyanın büyüğü, kalp ilimlerinin mütehassısı Bâkî-billâh hazretlerine yazılmıştır. İsm-i zahire bağlı olan hâlleri, Arşın üstündeki makamlara yükselmeyi, Cennetin derecelerini ve bazı evliyanın mertebelerini bildirmektedir: Bu mektup, yine büyük mürşidine yazılmıştır. Terakkilerini ve Allahü teâlânın ihsanlarını bildirmektedir: Bu mektup, yine büyük mürşidine yazılmıştır. Sevdiklerinin belli bir makamda kaldıklarını, birkaçının bu makamı geçtiklerini ve tecelli-i zâtî makamlarına kavuştuklarını bildirmektedir: Bu mektup yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Kıymeti çok büyük olan Ramazan ayının üstünlüklerini ve (Hakikat-i Muhammediyye)yi bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Kendisini çok sevenlerden Hâce Bürhan’ı gönderdiği ve onun bazı hâlleri bildirilmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Cezbe ve sülûke kavuşmayı; cemal ve celal sıfatları ile terbiye olmayı; Fena ve Bekayı ve Nakşibendiyye yolunun üstünlüğünü bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Kendisinin şaşılacak birkaç hâlini bildirmekte ve birkaç şey sormaktadır: Bu mektup, yine büyük mürşidine yazılmıştır. Beka ve sahv makamındaki hâlleri bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Geri dönüş makamlarındaki hâlleri bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Kurb ve bu’d (yakınlık ve uzaklık) ile firak ve vaslın (ayrılık ve kavuşmanın) bilinmeyen manalarını arz etmektedir: Bu mektup yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Bazı keşifleri ve kusurlarını görmek makamının hasıl olduğu ve Şeyh Ebû Saîd-i Ebül-Hayr’ın sözünün açıklanması bildirilmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Fena ve Beka makamının hasıl olduğunu, Seyr-i fillah ve Tecelli-i zâtîyi bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Yolun sonsuz olduğu ve hakikat bilgilerinin, İslamiyet bilgilerine uygun olduğu bildirilmektedir: Bu mektup yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Yolculukta hasıl olan şeyleri ve birkaç talebenin hâllerini bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. İniş makamındaki hâlleri ve birkaç gizli bilgiyi açıklamaktadır: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Yükselmede ve inmedeki hâlleri bildirmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Yükselmedeki ve inişteki hâllerden birkaçı bildirilmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Telvinden sonra olan temkini, velâyetin üç mertebesini ve Vücud-i tealanın Zat-ı tealadan ayrı olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine yazılmıştır. Birkaç ihtiyaç sahibinin gönderildiği bildirilmektedir: Bu mektup, yine yüksek mürşidine gönderilmiştir. Birkaç dileğini bildirmektedir: Bu mektup, Şeyh Muhammed Mekkî bin Hacı Mûsâ Lâhorî’ye yazılmıştır. Velâyet derecelerini ve velâyet-i Muhammediyye’yi bildirmekte ve Tarikat-ı Nakşibendiyye’yi övmektedir: Bu mektup, Lahor müftüsü Şeyh Muhammed’in oğlu Şeyh Abdülmecid’e yazılmıştır. Ruhun nefse niçin bağlanmış olduğunu, bunların yükselmelerini ve inmelerini, cesedin ve ruhun fena ve bekalarını ve davet makamını bildirmektedir: Bu mektup, Hân-ı Hânân ismi ile meşhur Abdürrahim’e “rh.a.” Arapça olarak yazılmış olup dini, cahillerden öğrenmeyi menetmekte ve soyadı seçmekten bahsetmektedir: Bu mektup, Kılıç Han’a yazılmıştır. Sufinin "kain ve bain" olduğu ve kalbin birden fazla şeye bağlanmayacağı; muhabbet-i zatiyye hasıl olunca sevgiliden gelen elemlerle nimetlerin müsavi (eşit) olduğu; mukarreblerle ebrarın ibadetleri arasındaki başkalığı ve kendini yok bilen evliya ile insanları davet için geri dönmüş olan evliyanın başkalıkları bildirilmektedir: Bu mektup, Hace Cihan’a yazılmıştır. Peygamberlerin en üstününe “s.a.v.” ve Hulefâ-i Râşidîn’e uymaya çalışmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyhülâlem Mevlana Hace Muhammed Lahorî’ye yazılmıştır. Şevk, arzu ebrarda olur; mukarreblerde olmaz. Bu makamla ilgili birkaç şey bildirilmektedir: Bu mektup, Hace Ammek için yazılmıştır. Tarikat-ı aliyye-i Nakşibendiyye’yi övmektedir: Bu mektup, yine Hace Ammek’e yazılmıştır. Hâlinin yüksekliğini bildirmektedir. Fakat bu yazıdan, hâlinin alçaldığı ve uzaklaşmış olduğu anlaşılmaktadır: Bu mektup, Şeyh Nizameddin-i Tehaniserî’ye yazılmıştır. Farzları kılmaya; sünnetleri ve edepleri gözetmeye teşvik etmekte; farzların yanında nafileleri yapmanın kıymetinin az olduğunu, yatsı namazını gece yarısından sonra kılmamayı, abdestte kullanılan suyu içmemeyi ve müritlerin secde etmelerinin caiz olmadığını bildirmektedir: Bu mektup da, Şeyh Nizam-ı Tehaniserî’ye yazılmıştır. Afak’ta ve enfüs’te olan şühudları ve abdiyyet makamını bildirmektedir: Allahü teâlâ sizi Muhammed aleyhisselama tam uymakla şereflendirsin ve Muhammed Mustafa’nın “aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelühâ” sünnetlerinin süsü ile ziynetlendirsin! Bu mektup, Şeyh Sofi’ye gönderilmiştir. Tevhid-i vücudînin hakikati ve Allahü teâlâya yakın olmak ve beraber olmak ne demek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e yazılmıştır. Ashâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” kemâlâtını ve Hazret-i Mehdî’yi bildirmektedir: Bu mektup, Molla Hacı Muhammed Lahorî’ye yazılmıştır. Dünyayı seven ve ilmi dünyayı kazanmaya harceden kötü ilim adamlarının zararını bildirmekte ve dünyaya düşkün olmayan âlimleri methetmektedir: Bu mektup, Molla Hacı Muhammed Lahorî’ye yazılmıştır. Âlem-i emr'deki beş cevheri uzun ve açık bildirmektedir: Bu mektup, Meyan Hacı Muhammed Lahorî’ye yazılmıştır. Allahü teâlânın zatını sevmek ve bu sevgide üzmenin ve sevindirmenin beraber olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hacı Muhammed Lahorî’ye yazılmıştır. Ahkâm-ı İslamiye, dünya ve ahiretin bütün saadetlerini taşımaktadır. Ahkâm-ı İslamiye dışında ele geçen hiçbir saadet yoktur. Tarikat ve hakikat, Ahkâm-ı İslamiye’nin yardımcıları olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Muhammed Çetrî’ye yazılmıştır. Sünnete uymak lazım olduğunu bildirmekte ve tasavvufu methetmektedir: Allahü teâlâ sizi Muhammed aleyhisselama tam uymakla şereflendirsin ve Muhammed Mustafa’nın “aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelühâ” sünnetlerinin süsü ile ziynetlendirsin! Bu mektup, Muhammed Çetrî’ye yazılmıştır. Zat-ı teâlâya muhabbeti ve fena mertebelerini bildirmektedir: Bu mektup, Muhammed Çetrî’ye yazılmıştır. İş kalptedir. Âdet olarak yapılan ibadetlerin işe yaramayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, yine Muhammed Çetrî’ye yazılmıştır. İhlası bildirmektedir: Bu mektup, Şeyh Derviş’e gönderilmiştir. Sünnet-i seniyyeye yapışmaya teşvik etmekte ve tarikatı, hakikati ve Sıddıklığı bildirmektedir: Bu mektûb, yine şeyh Dervîşe yazılmışdır. Kalbden, başkalarını sevmek pasını temizlemek için, en iyi ilâc, sünnet-i seniyyeye [ya’nî islâmiyyete] yapışmak olduğu bildirilmekdedir: Bu mektup, Nakib Seyyid Şeyh Ferid-i Buharî “rh.a.” hazretlerine yazılmıştır. Tevhid-i şühudî ve tevhid-i vücudî bildirilmekte, aynül-yakîn ve hakkul-yakîn anlatılmaktadır: Bu mektup, yine nakib, seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. İnsanların iyisini methetmekte ve O’na uymaya teşvik etmektedir: Bu mektup, yine Nakib Seyyid Şeyh Ferid’e “rh.a.” yazılmıştır. Kendisine teşekkür etmekte ve insanın muhtaç yaratıldığını, Ramazan-ı Şerif’i, orucu ve namazı bildirmektedir: Bu mektup, yine Nakib Seyyid Şeyh Ferid’e “rh.a.” yazılmıştır. Allahü teâlânın var ve bir olduğu ve Muhammed aleyhisselamın O’nun resulü olduğu bedihidir, pek meydandadır. Düşünmeye bile lüzum olmadığını bildirmektedir: Bu mektup, yine nakip yani Diyanet İşleri reisi Seyyid Şeyh Ferid’e gönderilmiştir. Geçen senelerdeki kâfirlerin azgınlığından şikayet etmekte, Müslümanların dine hürriyet veren hükûmete dua etmesi lazım olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, yine Nakip Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Din âlimlerine hürmet etmek lazım olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, yine Nakip Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Zahiri, İslamiyet’in emirlerini yapmakla süslemek ve batını, Allahü teâlâdan başka şeylere bağlamamak lazım geldiği bildirilmektedir: Bu mektup, Seyyid Şeyh Ferid’e “rh.a.” gönderilmiştir. Dünyanın aşağılığını, kötülüğünü bildirmektedir: Allahü teâlâ, sevgili Peygamberi hürmetine “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmât”, kendinden başkalarına köle olmaktan kurtarsın! Bütün varlığımızla kendisine bağlanmamızı nasip eylesin! Bu mektup, yine Seyyid Şeyh Ferid’e “rh.a.” yazılmıştır. İslamiyet’i yaymaya teşvik eylemektedir: Bu mektup, yine
Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Nefs-i emmârenin kötülüğünü, ona mahsus
hastalığı ve ilacını bildirmektedir: Bu mektup, yine Nakip yani Diyanet İşleri reisi Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Âlimlerin birbirleri ile birleşmemesinin ortalığı karıştıracağını bildirmektedir: Bu mektup, yine Nakip Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Bidat sahiplerini ve zararlarını, Ashab-ı kiramın büyüklüğünü bildirmektedir: Bu mektup, Seyyid Şeyh Abdülvehhab-ı Buhari’ye “rh.a.” yazılmıştır. Muhabbet bildirilmektedir: Bu mektup da Şeyh Abdülvehhab’a yazılmıştır. Bir seyyide yardım etmesini dilemektedir: Bu mektup, Şeyh Muhammed Yusuf’a yazılmıştır. Nasihat etmektedir: Bu mektup, Seyyid Mahmud’a gönderilmiştir. Tasavvuf büyüklerinin yolunu ve Ashab-ı kiramın şanının yüksekliğini bildirmektedir: Bu mektup, yine Seyyid Mahmud’a yazılmıştır. Ehl-i sünnet ve’l-cemaate “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecmaîn” uymayanların Cehennem'e girmekten kurtulamayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, yine Seyyid Mahmud’a yazılmış olup Allahü teâlâdan başka bir şey düşünmemeyi bildirmektedir: Bu mektup, yine Seyyid Mahmud’a yazılmıştır. Olgun üstad bulup cahil şeyhlerden kaçmak lazım olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed “rh.a.” cenabına yazılmıştır. Cezbe ve sülûk anlatılmaktadır: Bu mektup, Nakib Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” hep aynı imanı söyledikleri bildirilmektedir: Bu mektup, yine Nakip Seyyid Şeyh Ferid’e “kuddise sirruh” yazılmıştır. Cismin ve ruhun lezzet ve elemlerini bildirmekte ve cisme olan musibet ve acılara sabır tavsiye edilmektedir: Bu mektup, Han-ı Azam’a yazılmıştır. Müslümanlığın bugünkü hâline ve Müslümanların çektiği sıkıntılara teessüf etmektedir: Bu mektup, yine Han-ı Azam’a “rh.a.” yazılmıştır. Bu yolu methetmekte ve Ashab-ı kiramın büyüklüğünü bildirmektedir: Bu mektup, Han-ı Hanan’a “rh.a.” yazılmıştır. Bir muhtacın gönderildiği bildirilmektedir: Bu mektup, yine Han-ı Hanan’a “rh.a.” yazılmıştır. Tevazu zenginlere, nazlanma da fakirlere yakışır demektedir: Bu mektup, yine Han-ı Hanan’a “rh.a.” yazılmıştır. İnsanı dünyada ve ahirette yükseltecek olan tevazunun ne olduğu ve kurtuluşun ancak Ehl-i sünnete uymakla olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Han-ı Hanan’a yazılmıştır. İnsanın âlem-i halkı ve âlem-i emri kendinde toplaması, hem Hak’tan uzaklaşmasına hem de Hakk’a yaklaşmasına sebep olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Han-ı Hanan’ın oğlu Mirza Darab için yazılmış olup Allahü teâlâya şükretmenin, İslamiyet’e uymakla olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Hace Cihan’a yazılmış olup ahireti isteyenin dünyaya düşkün olmaması lazımdır. Dünyayı terk etmenin nasıl olacağını bildirmektedir: Bu mektup, Kılınç Han’ın oğlu Kılıçullah’a yazılmış olup kaçınması ve yapılması lazım gelen şeyleri bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Bedîüzzaman’a “rh.a.” yazılmıştır. Fakirleri sevmek, onlara iyilik etmek ve İslamiyet’e uymak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Mirza Bedîüzzaman’a “rh.a.” yazılmıştır. Mahlukların en üstününe uymayı, önce itikadı düzeltmeyi, sonra fıkıh bilgilerini öğrenmeyi bildirmektedir: Bu mektup, Kılınç Han’a gönderilmiş olup terakki, vera ve takva ile olur. Mubahların fazlasını terk etmelidir. Hiç olmazsa haramlardan sakınıp mubahları azaltmalıdır. Haramlardan sakınmanın iki türlü olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Cebbari Han’a yazılmıştır. Allahü teâlâya ibadetin nasıl olacağı bildirilmektedir: Bu mektup, yine Cebbarî Han’a yazılmıştır. Sefer der Vatan, seyr-i afakî ve enfüsî bildirilmektedir: Bu mektup, yine Cebbarî Han’a yazılmış olup bu parlak dinin geçmiş dinlerin her birini bir araya getirmiş olduğunu ve bu dine uymak, bütün dinlere uymak olacağını bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Fethullah-ı Hakim’e yazılmıştır. Yetmiş üç fırka içinde kurtulan bir fırkanın, Ehl-i sünnet fırkası olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Lala Bey’e yazılmıştır. Müslümanlığı yaymak lazım olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, İskender Han-ı Lodî’ye yazılmıştır. Masivayı unutmadıkça kalbin selamet bulamayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, Bahadır Han’a yazılmıştır. Zahiri ve batını toparlamakla beraber İslamiyet’in zahirine ve hakikatine yapışmayı bildirmektedir: Bu mektup, Seyyid Ahmed-i Kadirî’ye yazılmıştır. İslamiyet’in ve hakikatin başka başka olmadıklarını ve Hakkul-yakîne kavuşmanın alametlerini bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Fethullah-ı Hakim’e yazılmıştır. Salih işleri yapmak ve namazları cemaat ile kılmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Perkene şehrindeki hâkimlerden birisine yazılmıştır. Kalbi, Allahü teâlâdan başka şeylerin sevgisinden kurtarmayı bildirmektedir: Bu mektup, Pehlivan Mahmud’a yazılmıştır. Allahü teâlânın sevdikleri tarafından bir kimsenin kabul olunmasının büyük saadet olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Pehlivan Mahmud’a yazılmıştır. Bir kimsenin saçını, sakalını iman ile ve ibadet ile ağartmasının büyük nimet olduğu ve gençlikte korku, ihtiyarlıkta merhamete sığınmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Ali Can için yazılmıştır. Ölüm için sabır dilemektedir: Bu mektup, Hace Kasım’a yazılmıştır. Bütün varlığımızla Allahü teâlâya dönmek lazım olduğu ve bu nimete kavuşmak için Ebû Bekir Sıddîk’ın yoluna sarılmak icap ettiği bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Kebir’e yazılmıştır. İtikadı düzeltmek ve salih, yarar işler yapmak, mukaddes aleme uçabilmek için iki kanat gibidir. İslamiyet’e yapışmak ve hakikat hâllerine kavuşmak, hep nefsin tezkiyesi ve kalbin tasfiyesi için olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Şeyh Kebir’e yazılmıştır. Kalbin itminana kavuşması ancak zikir ile olur. İncelemekle, düşünmekle olmayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, İskender Han-ı Lodî’ye yazılmıştır. Her an Allahü teâlâyı zikretmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hızır Han-ı Lodî’ye yazılmıştır. Herkese itikadı düzeltmek ve amel etmek lazım olduğu, hakikat alemine bu iki kanat ile uçulabileceği bildirilmektedir: Bu mektup, Seyyid Ahmed-i Necvâre’ye yazılmıştır. İnsan her şeyi kendinde toplamıştır. İnsanın kalbi de böyle yaratılmıştır. Tasavvuf büyüklerinden birkaçının sekr hâlinde iken kalbin genişliğini bildiren sözlerine İslamiyet’e uygun mana vermek lazım olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Muhammed Şerif’e yazılmış olup ibadetleri ve iyi işleri vaktinde yapmayıp "yarın yaparım, sonra yaparım" diyenlerin aldandıklarını ve Muhammed aleyhisselamın yoluna, İslamiyet’e yapışmak lazım geldiğini bildirmektedir: Bu mektup, Şeyh Derviş’e yazılmıştır. İbadet etmemize emir olunması, yakîn elde etmemiz için olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Zekeriya’nın oğlu Abdülkadir’e yazılmıştır. İnsanlara karşı sert olmayı değil, yumuşak davranmayı, çeşitli hadis-i şerifler göstererek bildirmektedir: Bu mektup, Molla Hasan-ı Kişmirî’ye cevap olarak yazılmış olup Allahü teâlâyı hiçbir an unutmamanın nasıl olacağı, insanın kendini bilmediği uyku zamanında da O’nun unutulmayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, yine Molla Hasan-ı Kişmirî’ye yazılmıştır. Şeyh Abdülkebîr-i Yemenî’nin "Allahü teâlâ gaybı bilmez" sözüne cevap vermektedir: Bu mektûp, yine molla Hasen-i Kişmîrîye yazılmıştır. Büyükleri küçük sanarak dil uzatanları bildirmektedir: Bu mektûb, molla Muzaffere yazılmıştır. Ödünç alıp vermekteki fâizi bildirmektedir: Bu mektûb, nakîb şeyh Seyyid Ferîde “rh.a.” yazılmışdır. Âfiyet ne demek olduğu bildirilmekdedir: Bu mektûb, Perkene şehri kâdîlarına yazılmışdır. Baş sağlığı dilemekdedir: Bu mektûb, Hakîm Abdülkâdire yazılmışdır. Hasta iyi olmadıkça, gıdânın ona fâide vermiyeceği bildirilmekdedir: Bu mektûb, Muhammed Sâdık-ı Kişmîrîye yazılmışdır. Bu yolun büyüklerini tanımak ve sevmek Allahü teâlânın en büyük ni’metlerinden olduğu bildirilmekdedir: Bu mektûp, yine Muhammed Sâdık-ı Kişmîrîye yazılmıştır. Evliyânın kerâmetlerini bildirmektedir: Bu mektûb, meyân Seyyid Ahmede yazılmışdır. Nübüvvetin Velâyetden dahâ üstün olduğu bildirilmekdedir: Bu mektûb, Hakîm Sadra gönderilmişdir. Kalbin selâmeti ve Hak teâlâdan başka şeyleri unutması bildirilmekdedir: Bu mektûb, şeyh Sadreddîne yazılmıştır. İnsanın, kulluk vazîfelerini yapmak ve Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için yaratıldığı bildirilmektedir: Bu mektûb, şeyh Hamîd-i Sünbülîye yazılmıştır. Tevhîd, kalbi Allahü teâlâdan başka şeylerden kurtarmak olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Şeyh Abdülcelîl-i Tehânîserî’ye yazılmıştır. Birinci vazifemizin, Ehl-i sünnet vel-cemâat itikadını elde etmek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Cemâleddîn Hüseyn Külâbî’ye yazılmıştır. Mübtedi ile müntehînin cezbeleri arasındaki farkı bildirmektedir: Bu mektup, Sofi Kurban’a yazılmış olup Peygamberlerin en üstünü olan Muhammed aleyhisselâma uymaya teşvik eylemektedir: Bu mektup, Molla Abdülhak-ı Dehlevî’ye (rh.a.) yazılmıştır. Gittiğimiz yolun yedi basamak olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Abdülvâhid-i Lâhorî’ye yazılmıştır. Kalbin selametinin, masivayı unutmakta olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Yâr Muhammed Kadîm-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Başlangıçta kalbin hisse bağlı olduğu; sona varınca bu bağlılığın kalmadığı bildirilmektedir: YÜZONSEKİZİNCİ MEKTÛB Bu mektup, Mir Muhammed Nu’man Bedahşî’ye yazılmıştır. Olgun olan bir büyüğün sohbetinde bulunmayı övmektedir: Bu mektup, yine Mir Muhammed Nu’man’a yazılmıştır. Cemiyet sahiplerinin sohbetinde bulunmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Mir Muhammed Nu’man’a yazılmıştır (kaddesallahü sirrehül’azîz). Bu yolun yedi adım olduğu ve sevilenlerden birkaçının altıncı adıma eriştikleri bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Tâhir-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Yüksekleri istemek, ele geçenlerle oyalanmamak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Molla Tâhir-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Bir farzın elden kaçmasına sebep olan nafile ibadet, hac bile olsa, hiçbir şeye yaramayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, yine Molla Tâhir-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Yolluk bulunması, haccın vücubunun şartıdır. Yol parası olmadan hacca gitmek, başka vazifeler yanında vakit kaybetmek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Nişaburlu Mir Salih adına yazılmıştır. Alem-i sagir ve alem-i kebirin, Allahü teâlânın isimlerinin ve sıfatlarının görünüşü olduğunu ve Allahü teâlânın kendisi ile hiçbir münasebeti bulunmadığını ve yalnız O’nun mahluku olduklarını bildirmektedir: Bu mektup, yine Mir Salih Nişapurî’ye yazılmıştır. Talibin batıl, bozuk mabutlardan kurtulması; hak, doğru mabudu düşünmesi ve hatırına gelen her şeyi de kovması bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Safer Ahmed-i Rûmî’ye yazılmıştır. Anaya babaya hizmet her ne kadar sevap ise de hakiki matluba kavuşmak yanında boşuna uğraşmak olur; hatta günah olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hâce Mukîm’e yazılmıştır. Çok yükseklere erişmeyi istemelidir; ele geçenle doymamak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Seyyid Nizam’a yazılmıştır. İnsanda her şeyin bulunması, onun dağılmasına sebep olmuştur. Yine bu topluluk, onun yükselmesine de sebep olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Cemâleddîn’e yazılmıştır. Çeşitli hâllerin hasıl olmasına kıymet verilmediği bildirilmektedir: Bu mektup, Hâce Muhammed Eşref-i Kâbilî’ye yazılmıştır. Hâcelerin yollarının şanını ve bu yolda reform yapanların zararlarını bildirmektedir: YÜZOTUZİKİNCİ MEKTÛB Bu mektup, yine Molla Muhammed Sıddîk’a yazılmıştır. Fırsatı ganimet bilmek, vakti kıymetlendirmek lazım olduğu bildirilmektedir: YÜZOTUZDÖRDÜNCÜ MEKTÛB Bu mektup, yine hep iyi düşünen, sadık olan Muhammed Sıddîk’a yazılmıştır. Evliyalık mertebelerini bildirmektedir: Bu mektup, yine Molla Muhammed Sıddîk’a yazılmıştır. İşleri sonraya bırakmanın ve maksada kavuşmak için çalışmayı geciktirmenin zararlı olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Afganistanlı Hacı Hıdır’a yazılmıştır. Namaz kılmak şerefinin yüksekliğini bildirmektedir ki bunu nihayete yetişen büyükler anlayabilir: Bu mektup, Şeyh Bahaeddin-i Serhendî’ye yazılmıştır. Alçak dünyayı kötülemekte ve dünyaya düşkün olanlardan kaçınmayı bildirmektedir: Bu mektup, Cafer Beg Tehani’ye yazılmıştır. Ehlullaha dil uzatan saygısızları söz ile, yazı ile kötülemenin caiz olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Muhammed Ma’sum-i Kabilî’ye yazılmıştır. Sevenlerin sıkıntılara, üzüntülere dayanmaları lazım geldiği bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Muhammed Kılıç’a yazılmıştır. Bu işin temeli muhabbet ve ihlas olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Abdülgafûr-i Semerkandî’ye yazılmıştır. Bu büyüklerin nisbetinden az bir şeye kavuşulursa bunu az görmemek lazım geldiği bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Şemseddîn’e yazılmıştır. Gençliğin kıymetini bilmek, bunu boş yere geçirmemek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hafız Mahmûd’a yazılmıştır. Seyr ve sülûkü bildirmektedir: Bu mektup, Molla Abdürrahîm-i Müftî’ye yazılmıştır. Bu yolun büyükleri, yolculuğa Alem-i emrden başladıkları bildirilmektedir: Bu mektup, Şerefeddîn-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Çok zikir yapmayı nasihat etmektedir: Bu mektup, Hâce Muhammed Eşref-i Kâbilî’ye yazılmıştır. Ayrılmak, kavuşmaktan önce midir, değil midir, bildirmektedir: Bu mektup, Molla Sâdık-ı Kâbilî’ye yazılmıştır. Kendini kavuşmuş sanan bir şey elde edemez. Büyüklerin ruhlarından faydalanmaya aldanmamalıdır. Onlar, kendi üstadının latifeleridir: Bu mektup, yine Molla Sâdık-ı Kâbilî’ye yazılmıştır. Allahü teâlâ her şeyi sebeple yaratmakta ise de belli bir sebebe bağlanmak lazım olmadığı bildirilmektedir: Bu mektup, Hâce Muhammed Kâsım’a gönderilmiştir. Aranmaya, gönlünü vermeye layık olanın ancak Vâcib-ül-vücûd teâlâ olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Mü’min-i Belhî’ye yazılmıştır. Hocalarımızın (kaddesallahü teâlâ esrârehüm) yolunun büyüklüğü ve bu büyüklerin kullandıkları "Yâd-ı dâşt" kelimesinin ne demek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, nakib Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmış olup Resûlullaha itaat, Allahü teâlâya itaat demek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Meyan Şeyh Müzzemmil’e yazılmıştır. Masivaya köle olmaktan büsbütün kurtulmak, mutlak fenâ ile olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yine Meyan Şeyh Müzzemmil’e yazılmıştır. Kendinden geçmek ve kendinde ilerlemek lazım geldiği bildirilmektedir: Bu mektup, yine Meyan Şeyh Müzzemmil’e yazılmıştır. Kendi aslına dönmesini dilemektedir: Bu mektup, yine Meyan Şeyh Müzzemmil’e yazılmıştır. Ehlullahın sohbetinde bulunmasını dilemektedir: Bu mektup, Hakim Abdülvehhâb’a yazılmıştır. Allah adamlarının yanına giden kimsenin kendini boş bulundurması lazımdır. Böylece dolu olarak döner. Her şeyden önce itikadı düzeltmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Hamid-i Bingalî’ye yazılmıştır. Saliklerin yaratılışlarına göre yükseldikleri mertebeleri bildirmektedir: Bu mektup, Şerefeddîn Hüseyn-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Merhum babası için sabır dilemektedir: Bu mektup, kölelerinin en aşağısı olan bu fakire, yani Mektubat’ın birinci cüzünü toplamakla şereflenen Yar Muhammed Cedid-i Bedahşî Talkânî’ye yazılmıştır. Tasavvuf büyüklerinin üç türlü olduğu ve her birinin hâlleri bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Sâlih Bedahşî Külâbî’ye yazılmıştır. Tasavvuf yolunda ilerlemenin, hakiki imana kavuşmak için olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hâce Muhammed Sıddîk-ı Bedahşî’ye yazılmıştır. Mübarek Ramazan ayının üstünlüğünü, Kur’ân-ı Kerîm’in bu ayda indirildiğini ve hurma ile iftar etmenin müstehap olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Esseyyid ve Nakîb Şeyh Ferîd’e (rh.a.) yazılmıştır. İslam ile küfrün birbirinin zıddı olduğunu ve İslam düşmanlarını sevmemeyi bildirmektedir: Bu mektup, Hafız Bahaeddin-i Serhendî’ye yazılmıştır. Allahü teâlânın feyz ve nimetleri her an herkese gelmektedir. Bunları almak ve alamamak arasındaki ayrılığın insanlarda olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Nakîb Seyyid Şeyh Ferîd’e (kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz) yazılmıştır. İslamiyet'in sahibi Muhammed aleyhisselâma uyanları övmekte ve O’nun İslamiyet'ine uymak istemeyenleri sevmemek, onları düşman bilmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Muhammed Emin’e yazılmıştır. Dünyanın birkaç günlük hayatına aldanmamayı ve bu kısa zamanda çok zikir ederek kalp hastalığını gidermeye çalışmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Herdîram-ı Hind’e yazılmıştır. Allahü teâlâya ibadet etmeyi ve kendi yaptığı tanrılara tapınmaktan sakınmayı dilemektedir: Bu mektup, Hâce Emkenegî hazretlerinin oğlu Hâce Muhammed Kasım hazretlerine (kaddesallahü sirrehümel’azîz) yazılmıştır. Ebû Bekr-i Sıddîk’ın yolunun yüksekliği bildirilmekte, bu yolu bozanlardan acı acı şikâyet edilmektedir: Bu mektup, Şeyh Abdüssamed-i Sultânpûrî’ye gönderilmiştir. Mürşid-i kâmilin ne zaman ve niçin lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Nur’a yazılmıştır. Allahü teâlânın emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak lazım olduğu gibi, insanların haklarını gözetmek ve onlarla iyi geçinmek de lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Tâhir-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Tasavvuf yolunda olanın; Allah için aşağılık göstermesi, kulluk vazifelerini yapması, İslamiyet'e uyması, Sünnet-i seniyyeye yapışması ve günahlarını görüp korkması lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Bedîüddîn hazretlerine yazılmıştır. Büyüklerden çok azına bildirilmiş olan birkaç gizli bilgi açıklanmaktadır. Bu derecede arif, kendini İslamiyet'ten dışarı sanır. Bunun sebebi ve İslamiyet'e uygunluğu bildirilmektedir: Bu mektup, Seyyid Mir Muhammed Nu’mân (kaddesallahü sirrehül’azîz) hazretlerine yazılmıştır. Bir sorusuna cevaptır: Bu mektup, Hâce Muhammed Eşref-i Kâbilî’ye yazılmıştır. Bu yolun şaşkınları; uzaklık görünen yakınlık ve ayrılık sanılan vuslat ararlar. Yazılan rüyanın cin tesiri ile olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hafız Mahmud’a yazılmıştır. Kalbin telvinlerini ve temkinini bildirmektedir: Bu mektup, Molla Muhammed Sıddîk’a yazılmıştır. Dakikaları kıymetlendirmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Cemâleddîn Hüseyn-i Bedahşî’ye yazılmıştır. İtikadı, Ehl-i Sünnet itikadına göre düzeltmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Muzaffer’e yazılmıştır. Âlemlerin Efendisine uymak lazım geldiği bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Nu’mân’ın oğlu Mir Abdullah’a yazılmıştır. Nasihat vermektedir: Bu mektup, Emkenegî hazretlerinin oğlu Hâce Ebül-Kasım’a yazılmıştır (kaddesallahü esrârehümel’azîz). Bu yolun büyüklerinden, isimleri şaşırılan birkaçı üzerinde bilgi istemektedir: Bu mektup, mübarek oğlu Meyan Muhammed Sadık hazretlerine yazılmıştır (kaddesallahü teâlâ esrârehümel’azîz). Sualine cevaptır: Bu mektup, Molla Salih-i Külâbî’ye yazılmıştır. Vesveselerden şikâyet eden Sahâbîye karşı buyurulan hadis-i şerif açıklanmaktadır: Bu mektup, Molla Ma’sûm-i Kâbilî’ye yazılmıştır. Nasihat vermektedir: Bu mektup, Kılınçullah’a yazılmıştır. Peygamberlerin efendisine (sallallahü teâlâ aleyhi ve aleyhim ve sellem) uymayı övmektedir: Bu mektup, Mensûr-i Arab’a yazılmıştır. Kalbin selameti bildirilmektedir: Bu mektup, Kabil Müftüsü Hâce Abdürrahman’a yazılmıştır. Sünnet-i seniyyeye uymayı, bid’atlerden kaçınmayı istemektedir: Bu mektup, Hâce Muhammed Eşref-i Kâbilî’ye yazılmıştır. Kavuşturan yolların en kısasının rabıta yapmak olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hâce Muhammed Sıddîk-ı Bedahşî’ye yazılmıştır. Sorularına cevap vermektedir: Bu mektup, Şerefeddîn Hüseyn-i Bedahşî’ye yazılmıştır. Dünyanın güzelliğine aldanmamalı, İslamiyet'ten ayrılmamalıdır: Bu mektup, Mir Muhammed Nu’mân Bedahşî’nin çocuklarından birine yazılmıştır. Zikir anlatılmakta ve lüzumlu nasihatler verilmektedir: Bu mektup, Han-ı Hanan’a yazılmıştır. Peygamberlere uymak lazımdır. İslamiyet'in emirlerinde çok kolaylık olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Bedîüddîn-i Sehârenpûrî’ye yazılmıştır. Bir sualine cevap vermektedir: Bu mektup, Seyyid Ferid (rh.a.) hazretlerine yazılmıştır. Ehl-i sünnet itikadına göre inanmak lazım olduğu, fıkıh bilgilerini öğrenmenin ehemmiyeti bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Sadr-ı Cihan’a yazılmıştır. Din-i İslam’ı yaymaya çalışmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup da, Mir Sadr-ı Cihan’a yazılmıştır. İslamiyet’i yaymaya çalışmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mensûr Arab’a yazılmıştır. Tasavvuf yolunun yedi konağı olduğu, salikin her konakta kendinden uzaklaşıp Hak teâlâya yaklaştığı bildirilmektedir: Bu mektup, Pehlevan Mahmud’a yazılmıştır. Talihli kimse; dünyaya düşkün olmayan ve kalbi Allah sevgisi ile çarpan kimsedir: Bu mektup, Han-ı Hanan’a yazılmıştır. Bu zamanda din adamlarının dünya büyükleri ile görüşmelerinin güç olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Muhammed Emin-i Kâbilî’ye yazılmıştır. Vazife isteğinin kabul olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Şekîb-i İsfehânî’ye yazılmıştır. (Nefehât) kitabındaki bir yazıyı açıklamaktadır: Bu mektup, Küçük Bey Hisârî’ye yazılmıştır. Bir sualine cevap vermektedir: Bu mektup, Mirza Fethullah-ı Hakim’e yazılmıştır. Büyüklerle tanıştıktan sonra ayrılanlara şaşmakta, Ashab-ı kiramın büyüklüğü bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Hüseyin’e yazılmıştır. Allah yolunda olanların yanında bulunmayı övmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Numan-ı Bedahşî hazretlerine yazılmıştır. Cahillerin dedikodu yapmalarına üzülmemeyi bildirmektedir: Bu mektup, Hace Muhammed Eşref-i Kabilî’ye yazılmıştır. İşin başı, İslamiyet’in sahibine uymak olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Abdülgafur-ı Semerkandî’ye yazılmıştır. Dünyanın kötülüğü ve ona düşkün olanların zavallılığı bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e “rh.a.” yazılmıştır. İnsanların bir arada bulunmasının kalplerini beraber edeceği ve İslamiyet’e uymayan şeylerin kıymetsiz olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, kıymetli oğlu Meyan Muhammed Sadık’a yazılmıştır “kaddesallahü esrârehümel-azîz”. Salik, kendini peygamberlerin makamında görür; bunun sebebi bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Numan-ı Bedahşî “kaddesallahü sirrehü’l-azîz” hazretlerine yazılmıştır. Kendi (Mebde’ ve Me’âd) adındaki kitabında yazılı bir bilgiyi açıklamaktadır: Bu mektup, Mevlana Şekîb-i İsfahânî’ye yazılmıştır. (Nefehât) kitabındaki bir yazıyı açıklamakta ve nasihat vermektedir: Bu mektup, Mevlana Yar Muhammed Kadim-i Bedahşî’ye “rh.a.” yazılmıştır. Mevlana’nın bir sözünü açıklamakta ve insanları kemale getirmek ve irşat etmek için lazım olan şartları bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Muhammed Sıddık-ı Bedahşî’ye yazılmıştır. Suallerine cevaptır: Bu mektup, Nakib Seyyid Şeyh Ferid hazretlerine yazılmıştır. Vaaz ve nasihat vermekte, Ehl-i sünnet âlimlerine uymayı övmektedir: Bu mektup, Han-ı Hanan’a yazılmıştır. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Kâfirlere niçin sonsuz azap yapılacağı bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Darab’a yazılmıştır. Kötü olan dünyanın ne olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e “rh.a.” yazılmış olup evliyanın kerametini bildirmektedir: Bu mektup, Molla Tahir-i Bedahşî’ye yazılmış olup batının [kalbin, ruhun] hâli ne kadar bilinmezse o kadar iyidir ve evliyanın keşiflerinde hata olmasının sebebini, (Kaza-i muallak) ile (Kaza-i mübrem)i ve dinde güvenilecek şeyin yalnız Kitap ve Sünnet olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Molla Davud’a yazılmıştır. Pirin hakkını gözetmeyi bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Ebrec’e yazılmıştır. İnsan cahil olduğu için bedeninin hastalığını gidermeye çalışmaktadır; kalbin dünyaya düşkün olması hastalığından haberi bile olmadığı bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Hamid-i Bingâlî’ye yazılmıştır. Tasavvuf büyüklerinin yanıldıkları şeylerden birkaçını bildirmektedir: Bu mektup, Seyyid Hüseyn-i Mankpûrî’ye yazılmıştır. Tasavvuf yolunun üstünlüğünü bildirmektedir: Bu mektup, Hace Muhammed Eşref-i Kabilî’ye yazılmıştır. Velâyetle kendini kusurlu görmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Hace Cemaleddin Hüseyn-i Külâbî’ye yazılmıştır. Hâllerini ve rüyalarını bildirmesini istemektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Numan-ı Bedahşî’ye yazılmıştır. Edepleri gözetmek, fakre ve isteklere kavuşamamaya sabretmek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Tahir-i Lahorî’ye yazılmıştır. Bu yolun başında olanlara, sondakilerin hâlleri ihsan olunur; bunun bir olgunluk alameti olmadığı bildirilmektedir: Bu mektup, kardeşi Meyan Şeyh Mevdud’a yazılmıştır. Dünyanın kısa sürdüğü, buna karşılık olan azabın sonsuz olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Tahir-i Lahorî’ye yazılmıştır. Yol göstermek makamına lazım olan vaaz ve nasihatleri bildirmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Numan’a yazılmıştır. Öğretmek, insanları yetiştirmek için lazım olan birkaç şeyi bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e “kuddise sirruh” yazılmıştır. Bu yolun, büyüğümüzün yolu olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Yusuf-i Berkî’ye yazılmıştır. Hasıl olan ile doymayıp daha yüksek şeyleri istemek lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Numan’a “kuddise sirruh” yazılmıştır. Yüksek sesle zikrin bidat olması sebebi açıklanmaktadır: Bu mektup, Han-ı Hanan’a “rh.a.” yazılmıştır. Dünyanın nasıl olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, yüksek Nakip Seyyid Şeyh Ferid’e “rh.a.” yazılmıştır. Birkaç faydalı bilgi verilmektedir: Bu mektup; hakikatleri bilen, marifetler kaynağı, Allahü teâlâyı tanıtan bilgilerin sahibi olan büyük oğlu Şeyh Muhammed Sadık’a “rh.a.” yazılmıştır. Allahü teâlânın kendisi varlıktır. Mahlukların asılları ise yokluktur. Kendini anlayan, Allahü teâlâyı bilir. Tecelli-i zatîyi ve Nur ayetindeki incelikleri bildirmektedir: Bu mektup; Molla Abdülgafur-ı Semerkandî, Hacı Bey Firketi ve Hace Muhammed Eşref Kabilî’ye yazılmıştır. Bu yolun büyüklerini sevmenin, dünya ve ahiret saadetinin sermayesi olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, kıymetli oğlu Muhammed Sadık’a “k.s.” yazılmıştır. Bazı sırları bildirmektedir: Bu mektup, Molla Muhammed Talib-i Beyânegî’ye yazılmıştır. Sünnet-i seniyyeye yapışmayı istemekte, büyüklerin yolunu övmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Nu’mân’a yazılmıştır “k.s.”. Din kardeşlerinin çoğalmasında iyi ümitler vardır. Müritlerin marifetlere, hâllere kavuşması; pirlerin gevşekliğine ve (Ucb)a sebep olmaması bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Ahmed-i Berkî’ye yazılmıştır. Dostların kusurlarının affolunacağı ve istihare yapmak bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Yusuf-i Berkî’ye yazılmıştır. Bu yolun sonsuz olduğunu ve kelime-i tevhidin faydalarından birkaçını bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Muhammed Salih’e yazılmıştır. Dostlardan çoğunun ilerledikleri bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Bedîüddin’e yazılmıştır. Zikr-i zat ve zikr-i nefy-ü isbat bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Eyyüb’a yazılmıştır. Tarikat-ı aliyye-i Nakşibendiyye’yi tergib etmektedir: Bu mektup, Molla Muhammed Salih-i Külâbî’ye yazılmıştır. Hâlinin harap olduğunu bildiren mektubuna cevaptır: Bu mektup, Seyyid Enbiya’ye yazılmıştır. Zikri, Fena ve Beka’yı ve Ebû Ali Sina’yı bildirmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Nu’mân’a “kuddise sirruh” yazılmıştır. Aradığı makama kavuştuğu; kemal ve tekmil mertebeleri ile zaman zaman olan gevşekliğin sebebi bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed hazretlerine yazılmıştır. Allahü teâlânın varlığını gösterenin, yine kendisi olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed hazretlerine “kaddesallahü teâlâ sirrehü’l-azîz” yazılmıştır. Peygambere tam tabi olanların, onların bütün olgunluklarına kavuşacakları ve hiçbir velinin hiçbir nebî derecesine çıkamayacağı bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Darab’a yazılmıştır. Gelmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymanın faziletlerini bildirmektedir: Bu mektup, Molla Ahmed-i Berkî’ye “rh.a.” yazılmıştır. Tasavvuf yolundaki hâlleri ve haccın şartlarından birinin, yolun tehlikesiz olması olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Muhammed Eşref’e yazılmıştır. Dört halifenin üstünlüklerini ve Ashab-ı kiramın büyüklüğünü bildirmektedir: Bu mektup, Şeyh Bedîüddin “rh.a.” hazretlerine yazılmıştır. Suallerine cevaptır: Bu mektup, Şeyh İdris-i Sâmânî’ye yazılmıştır. Tasavvuf yolunu ve beş latifeyi kısaca bildirmektedir: Bu mektup, Molla Ahmed-i Berkî’ye “rahmetullahi aleyh” yazılmıştır. Birkaç sualine cevaptır: Bu mektup, Molla Muhammed Tahir-i Lahorî’ye yazılmıştır. Sünnet-i seniyyeyi her yere yaymayı ve bidatleri yok etmek lazım olduğunu bildirmektedir: Bu mektup, Meyan Şeyh Bedîüddin’a yazılmıştır. Kutup ve Kutbü’l-aktab ve Gavs ne demek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Muhammed Nu’mân “rh.a.” hazretlerine yazılmıştır. Tasavvufu kısaca bildirmektedir: Bu mektup, Şerif Han’a yazılmıştır. Allahü teâlânın yakın olduğunu açıklamaktadır: İKİYÜZELLİDOKUZUNCU MEKTÛB Bu mektup; hakikatleri bilen, marifetler sahibi, ilahi feyzlere, sonsuz rahmetlere kavuşmuş oğlu Şeyh Muhammed Sadık’a yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin yolunu; Velâyet-i evliya, Velâyet-i enbiya ve Velâyet-i ulyayı ve insandaki on latifeyi bildirmektedir: Bu mektup, Seyyid Mir Muhammed Nu’mân (kuddise sirruh) hazretlerine yazılmıştır. Namazın kıymetini ve namaza mahsus kemalatı bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Muhib Ali’ye yazılmıştır. Bu yolun bağlayan bağının muhabbet olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Meyan Şeyh Tac için yazılmıştır. Kabe-i rabbani hakkındadır ve namazın bazı üstünlükleri bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Seyyid Bakır-ı Sarenpûrî’ye yazılmıştır. En sonda hayret ve cehalete varmak lazım olduğu, keşif ve kerametlere güvenilmemesi lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Abdülhadi Bedevânî’ye yazılmıştır. Uzlete çekilirken, Müslümanların haklarını gözetmeyi elden bırakmamak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektupta ayrıca namaza ait birkaç fıkıh meselesini de bildirmekte ve tasavvufun kıymetini ve yüksekliğini ve bu yoldan yükselmiş olan büyüklerin İslamiyet’e sımsıkı sarılmış olup bunları tanımayan zavallıların iftiralarının çürüklüğünü [ve musiki dinlememeyi ve dans ve oyun yerlerine gitmemeyi] ve daha birkaç şeyi bildirmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e (rahmetullahi aleyh) yazılmıştır. Esrar ve dekaik (sırlar ve incelikler) bildirilmektedir: Bu mektup, Han-ı Hanan’a yazılmıştır. Peygamberlere varis olan âlimlerin kimler olduğu ve gizli bilgilerin neler olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Mürtaza Han’a yazılmıştır. Din düşmanlarını aşağılamak, uydurma putlarını yıkmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Nur Muhammed’a yazılmıştır. Bazı sohbetlerde bulunmanın, bir yana çekilip yalnız yaşamaktan daha iyi olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Hasan-ı Berkî’ye yazılmıştır. Bir rüyanın tabiri bildirilmektedir: Bu mektup, Mir Seyyid Muhibbullah-ı Mankpûrî’ye yazılmıştır. İman-ı gaybın iman-ı şühudîden üstün olduğu ve tevhid-i şühudî ile tevhid-i vücudî bildirilmektedir: Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e “rahmetullahi teâlâ aleyh” yazılmıştır. Salik’in kendine yol gösterene bağlı olup başkalarına bakmaması lazım olduğu ve rüyalara kıymet verilmemesi bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Yusuf-i Berkî’ye yazılmıştır. Çok yükselmek için çalışmak, yolda görülen şeylere bağlanıp kalmamak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Ahmed-i Berkî’ye yazılmıştır. Kabul edilip edilmediği sualine cevap vermekte ve İslamiyet bilgilerini yaymak lazım olduğunu bildirilmektedir: Bu mektup, Meyan Şeyh Bedîüddin’e yazılmıştır. Kur’an-ı Kerim’deki muhkem ve müteşabih olan ayet-i kerimeleri bildirmektedir: Bu mektup, Molla Abdülhay için yazılmıştır. (İlm-ül-yakîn), (Ayn-ül-yakîn) ve (Hakk-ul-yakîn) bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Abdülkerim-i Sennâmî’ye yazılmıştır. Herkese; itikadı düzelttikten ve işlerini İslamiyet’e uydurduktan sonra kalbin selamette olmasına çalışmak lazım olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Hasan-ı Kişmirî’ye (rahmetullahi aleyh) yazılmıştır. Kendisinin tasavvuf yoluna girmek ve Muhammed Bâkîbillah hazretlerinin sohbet ve hizmetinde bulunmak nimetine sebep olduğu için o’na şükretmekte, bu arada Allahü teâlânın kendilerine verdiği nimetleri bildirmektedir: Bu mektup, Hafız Mahmud’a yazılmıştır. Bu büyükleri sevmenin bütün saadetlerin sermayesi olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Seyyid Mir Muhammed Nu’mân’a “k.s.” yazılmıştır. Silsile-i aliyye-i Sıddîkiyye’ye bağlanmaya şükretmekte, bu yolu övmektedir: Bu mektup, Bedîüzzaman’a gönderilmiştir. Hızır “aleyhisselâm” ve İlyas “aleyhisselâm” ile buluşmayı bildirmektedir: Bu mektup, Sufi Kurban’a yazılmıştır. Resulullah’ın Miraç gecesinde Allahü teâlâyı görmesinin dünyada olmayıp ahirette olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Molla Abdülkadir-i Enbâlî’ye yazılmıştır. Hâller, vecdler, Alem-i emre bağlı şeylerdir. Bunları bilmek Alem-i halk ile olur. Bu mektupta bildirilenler, eski marifetlerdir. Bunların yenisi büyük oğluna yazdığı mektupta bildirilmiştir: Bu mektup, Mir Seyyid Muhibbullah-ı Mankpûrî’ye yazılmıştır. Sima, raks ve vecd üzerinde bilgi vermekte, ruhtan açıklama yapmaktadır: Bu mektup, Mevlana Emanullah’a yazılmıştır. Kur’an-ı Kerim’den ve hadis-i şeriflerden çıkarılan doğru itikadın, Ehl-i sünnet itikadı olduğu bildirilmektedir: Bu mektup; hakikatleri bilen kardeşi Meyan Gulam Muhammed hazretlerine yazılmıştır “rh.a.imâ”. Cezbe ve sülûk ve o’nların marifetleri bildirilmektedir: Bu mektup, Seyyid Enbiya-i Mankpûrî’ye yazılmıştır. Nafile namazları cemaat ile kılmanın caiz olmadığı bildirilmektedir: Bu mektup, Mevlana Bedreddin’e Arapça olarak yazılmıştır. Kaza ve kaderin ince bilgilerini anlatmaktadır: Bu mektup, Molla Muhammed Haşim’e yazılmıştır. Allahü teâlânın, İmâm-ı Rabbânî hazretlerine başlangıçta ihsan etmiş olduğu yolu bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Abdülhay için yazılmıştır. Tevhid-i vücudî ve tevhid-i şühudî mertebeleri bildirilmektedir: Bu mektup, Abdülhamid-i Bingâlî’ye yazılmıştır. Tasavvuf yolcusuna lazım olan edepler ve o’nların birkaç şüphelerinin giderilmesi bildirilmektedir: Bu mektup, Şeyh Muhammed Çitrî’ye yazılmıştır. “Allahü teâlâ ile öyle bir vaktim vardır ki...” hadis-i şeriftir. Ebû Zer-i Gıfarî de böyle söylemiştir. Niçin söylemiştir? Abdülkadir-i Geylani hazretleri, “Bütün evliyanın ensesine basıyorum” demiştir. Bu sözün ne demek olduğu bildirilmektedir: Bu mektup; oğlu zahirî ilimlerin ve batın marifetlerinin sahibi Mecdeddin Hace Muhammed Masum (kuddise sirruh) hazretlerine yazılmıştır. Allahü teâlânın sekiz sıfatını, peygamberlerin ve bütün insanların mebde-i taayyünlerini ve tecellileri bildirmektedir: Bu mektup, Hacı Yusuf-i Keşmirî’ye yazılmıştır. (Nazar ber Kadem), (Sefer der Vatan) ve (Halvet der Encümen) bu yolun temel bilgilerinden olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, oğlu Hace Muhammed Said “kaddesallahü teâlâ sirrehü’l-azîz” hazretlerine yazılmıştır. Hak teâlânın sıfatlarının basit olduğunu, eşyaya bağlanmakla değişmediklerini bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Bedreddin-i Serhendî’ye Arapça olarak yazılmıştır. Hak teâlânın ihatasını ve sereyanını açıklamaktadır: Bu mektup, Mir Seyyid Muhibbullah-ı Mankpûrî’ye yazılmıştır. Nihayete kavuşmayı kısaca bildirmektedir: Bu mektup, Şeyh Ferid-i Rahbolî’ye yazılmıştır. Başa gelen sıkıntıya sabır dilemekte, taundan ölmenin kıymetini ve taun olan yerden kaçmanın günah olduğunu bildirmektedir: Bu mektup; oğlu akıl ve nakil bilgilerini toplamış olan Hâce Muhammed Masum (sellemehullahü teâlâ) hazretlerine gönderilmiştir. Derin, ince bilgileri, şaşılacak marifetleri ve (Kâbe-kavseyn ev-ednâ) makamını bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Emanullah’a yazılmıştır. Peygamberliğin yakınlığı ve velâyetin yakınlığı ve Peygamberliğin yakınlığına ulaştıran yolları bildirmektedir: Bu mektup; zahir bilgilerini toplamış ve batın sırlarına kavuşmuş olan oğlu Şeyh Muhammed Masum hazretlerine yazılmıştır. Velâyet-i evliya, Velâyet-i enbiya ve Velâyet-i mele-i a’lâ arasındaki farklar ve Peygamberliğin evliyalıktan üstün olduğu bildirilmektedir: Bu mektup, Müezzin Hacı Yusuf’a yazılmıştır. Ezan kelimelerinin manalarını bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Abdülhay için yazılmıştır. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde, (A’mâl-i sâliha) işleyenlerin Cennet’e girecekleri bildirilmektedir. Bunu açıklamakta ve şükretmeyi ve namazın esrarını bildirmektedir: Bu mektup, Mir Seyyid Muhibbullah’a yazılmıştır. Namazın tamam ve kâmil olmasını ve mübtedî ile müntehî namazları arasındaki farkı bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Salih’e gönderilmiştir. Hakikatleri bilen, marifetlerin kaynağı olan büyük oğlu Hace Muhammed Sadık (aleyhirrahme) hazretlerinin ve iki küçük oğlu merhum Muhammed Ferruh ve Muhammed İsa (rh.a.imâ) hazretlerinin kemallerinden ve iyiliklerinden birkaçını bildirmekte; velâyet sahiplerinin fenasını ve nübüvvet yolunda fenanın lazım olmadığını bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Abdülvâhid-i Lahorî’ye yazılmıştır. (Sübhânallahi ve bi-hamdihi) güzel kelimesini açıklamaktadır: Bu mektup, Feydullah-ı Pânî Pütî’ye Arapça olarak yazılmıştır. Bir hadis-i şerifi açıklamaktadır: Bu mektup, Mevlâna Hace Muhammed Firketî’ye yazılmıştır. Gündüz ve gece kendini hesaba çekmeyi ve “Hesaba çekilmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz” hadis-i şerifini bildirmektedir: Bu mektup, Mevlana Muhammed Haşim-i Keşmî’ye yazılmıştır “kaddesallahü teâlâ sirrehül-azîz”. İnsanın her şeyi kendinde topladığını ve bazı ince marifetleri bildirmektedir: Bu mektup, hakikatleri ve marifetleri bilen, akıl ve nakil bilgilerinin kaynağı, kıymetli oğlu Hace Muhammed Said’e yazılmıştır. İnce bilgileri ve işitilmemiş hakikatleri işaretle anlatmaktadır: Bu mektup, Mir Muhammed Numan’ın “kuddise sirruh” suallerine cevap olarak yazılmıştır. Namazda otururken parmak kaldırmanın doğru olmadığını da bildirmektedir: Bu mektup, Hace Muhammed Haşim’e “rh.a.” yazılmıştır. Ashab-ı kiramın üstünlüklerinin nasıl olduğunu; Tarikat-ı Aliyye-i Nakşibendiyye’de riyazet çekilmesi olmadığını; bu yolun niçin Hazret-i Ebû Bekir’e bağlı olduğunu; bir peygamberin velâyetindeki saliki başka bir peygamberin velâyetine geçirmeyi; gömleğin önü açık olmalı mı yoksa olmamalı mı konusunu; kelime-i tevhid ve zikri ve birkaç edebi bildirmektedir. Bu mektup, Mektûbât’ın birinci cildinin son mektubu olmaktadır. Hepsi, resuller adedince ve Bedir gazvesindeki mücahitler adedince üç yüz on üç olmaktadır. Bu mektubun sonuna, büyük oğlunun birkaç mektubunun da eklenmesini emir buyurdular. Böylece dua ve Fatiha okunmasını dilediler: Mektûbâtın Farsça aslı üç cilttir ve 534 mektuptan oluşmaktadır.
Bu tablo; basılı kitaplarda, hangi mektubun hangi ciltte, hangi mektub numarasına tekâbül ettiğinin tesbiti için düzenlenmiştir. |